Sıkça Sorulan Sorular
Evet gümüş havadaki oksit veya teninizdeki tenin asit değeri yüksek olduğu için kararabilir. Veya kullandığınız parfüm veya başka bir kimyevi maden ile etkileşime girdiğinde yine kararabilir.
Evet özellikle tuz oranı çok yüksek olan denizlerde karartma olasılığı çok yüksektir.
Bu bir tercihtir normalde çıkarmalısınız.
Bunun üç adet riski vardır:
1- Deniz suyu gümüşü karartabilir.
2- Takılarınızı her kulaç attığınızda düşürme riskiyle karşı karşıya kalırsınız. Çünkü denize girdiğiniz zaman yüzükler suyun içinde parmağınızdan çıkabilir.
3- Deniz suyunun içindeki tuz , takıların kilitlerin içindeki zemberekleri paslandırabilir, bu zaman ile kilitlerin gevşemesine ve siz farkında olmadan düşmesine neden olabilir.
Çok güzel teknik bir soru. Yapılmaz diye bir kaide yok, ama bunun bazı sakıncaları mevcut.
Nedir bu sakıncalar ?
Gümüşün belli bir oranda sertleştirilmesi gerekir ki bu takı uzun ömürlü olarak kullanılabilirsin.
Bu günümüzde 925 ayar olarak yapılıyor. Bu sayede takılarınız eğilip bükülmez ve kolayca deforme olmaz, parıltısı daha idealdir. Neticede uzun ömürlü olur ve de vücuda alerjik boyutta zarar vermez.
Çok yerinde ve hem teknik hem kültürel bir soru.
925 ayar %92,5 saflık oranında gümüş içerir, diğer %7,5 ise genellikle bakır ve çinkodan oluşur. İşlene bilirlik olarak 925 ayar gümüş takı yapımında idealdir ve hem kolay kolay deforme olmaz, hem de 900 ve 835 ayara göre daha uzun süreli parlak kalır. Bu işin teknik cevabıydı.
Kültürel olarak bunun cevabı ise “sterling silver” yani 925 ayar gümüş damgası İngilizlere ve Almanlara ait Anglosakson kültürüne ait bir damgadır. İngilizlerde özellikle kraliyet zamanında saraylarda çatal bardak kaşık gibi ev aksesuarları hep 925 ayar olarak üretilmiştir. Dünyada İngiliz kültürel hegemonyası olduğu için bu sterling damgasını dünyaya global olarak tanıtmışlardır. Özellikle 1950’lerden sonra Amerikan kültüründe de bu sterling damgası kullanılmaya başlanmıştır. Dolayısıyla tüm dünyanın 925 ayarı benimsemesi bundan dolayı kaynaklanır. Yoksa gümüş pekala 930, 935, 950 veya 975 olarak üretilebilir ki, dünya tarihinde bu gümüş damgalarını kullanmış ülkeler olmuştur. Örneğin Osmanlı zamanında saray takıları 840 ayar olarak üretilmiştir. Çarlık Rusya zamanında yine 840 olarak üretilmiştir. Eski Fransız takımları 875 olarak üretilmiştir. Nitekim bazı Avrupa ülkelerinde yine 915 veya 935 damgalarına rastlamak mümkündür. Bu tamamen kültürel bir meseledir. Kalite ile ölçülmez. Midyat’ta üretilen telkâriler 950 ayar olarak üretilir. Bunun yine 2 cevabı var hem kültürel hem teknik. Telkârinin kolay işlenebilmesi için safa yakın olması gerek, böylelikle gümüş teller kolay şekil alabilir ve de uzun süre parlak beyaz kalabilir. Kültürel olarak da Mardin geleneksel telkâri zanaatı hep böyle çalışılmıştır. Hatta ve hatta teller hastan çekilir, teller kaynağa girdiğinde kaynakta kullanılan kimyevi maddelerden dolayı ufak fireler verir, ayar biraz düşer bu yüzden 950 ayar damga vurulur.
Yine çok güzel ve yerinde bir soru.
925 ayara göre daha iyi bir randıman alırsınız. Çünkü gümüş tamamen saftır ve herhangi bir katkı maddesi içermemektedir. Lakin hayat bir kimyadır ve siz her kullandığınızda gümüşü aslında hayatın içine dahil olmuş olursunuz. Yani kimyaya karışırsınız.
Nedir bu? Çok rutubetli bir ortamda kalırsanız, havanın içindeki oksit oranı ne kadar fazla ise, gümüşünüzü bu karartır. Çürümeyen elma olmaz dolayısıyla kararmayan gümüşte olmaz hayatın akışına terstir, sadece bunun olasılığını düşürmüş olursunuz. Yani diyeceğim o ki bu meseleyi fazla kafanıza takmayın, saçımız kirleniyor, bırakın kirlensin banyo yaparız temizleriz. Gümüşüm kararıyor temizleriz parlatırız, olur biter hayat devam ediyor.
Yine çok yerinde ve çok teknik, güzel bir soru.
Bunun birkaç cevabı var.
İtalyan gümüşü de 925 ayar gümüşü içerir.
Şimdi ikinci soru, bu gümüşü nereden aldığınızla alakalıdır.
Bu biraz pazarlama stratejisidir. İtalyanlar mücevherat alanında çığır açmışlardır. Dolayısıyla teknik bazı detayları bizim yerli üreticilerden daha önce yapmışlardır.
Nedir bunlar ?
Birincisi imalat alanındaki yenilikleri daha önce hayata geçirdikleri için kendi patentlerini ürünlerine vurmuşlardır, böylelikle İtalyan takısını öne çıkarmışlardır. En bilinen yaptıkları yenilik ise makineleşme alanındaki endüstriyel gelişmelerdir. Sektörü küçük atölyelerden kurtarıp fabrikalaşmaya götüren İtalyanlar olmuştur. Bunu ürettikleri makinelerle özellikle, zincir üretiminde öncü birer marka haline gelmişlerdir. Bildiğimiz zincirlerin isimleri çoğu İtalyancadan gelmektedir. Aslında bu zincirleri yerli üreticiler çoktan beri ürettiği halde İtalyanlar markalaşarak tüm dünyaya bu zincirleri kabul ettirmişlerdir. Dolayısıyla İtalyan patentinin daha kaliteli olduğu algısı buradan ileri gelir.
Yine harika bir soru! Cevabı teknik detaylarda gizli. 925 ayar gümüş %92,5 saf gümüş oranı içerir. Geri kalan %7,5 ise alaşımdır. İşte bütün fark bu %7,5’tan kaynaklıdır. Türkiye’de genellikle bu %7,5 alaşım bakır ve çinko karışımından kullanılır. Buna “alloy” denir. Alloylar ise kendi içinde farklı kategorilere ayrılır. Ucuz ve pahalı olarak, ucuz aloyda bahsetmiş olduğum gibi %6 bakır %1,5 çinko kullanılır. En Pahalı alloyda ise genellikle %5,5 bakır %2 paladyum kullanılır. Paladyum pahalı bir madendir. Beyaz altında, altını beyazlatmak için kullanılır. Bu %2 paladyum gümüşe öyle bir etki verir ki, hem gümüş daha parıltılı durur, hem daha beyaz durur, hem de kolay kolay kararma yapmaz. Ama fiyat olarak çinkoya göre misli misli daha pahalıdır. Bu yüzden Türkiye‘de üretimde ucuz alloy kullanılır, fark buradan kaynaklanır.
İkinci olarak da, Türkiye’de dökümhaneler yeterince profesyonel çalışmamaktadır. Yani kullandıkları granül zaman zaman farklı katkı maddeleri içermektedir. Bu da dökümde madenin fırına verildiğinde, daha sonra maden çıktığında maden fiskeli ve lekeli olarak çıkmasına sebep olmaktadır. Bu konularda denetim eksikliği mevcuttur.
Üçüncü olarak da bazı merdiven altı atölyeler gümüşü 925 üretmek yerine 915 veya 900 ayarında üretmektedir. Bu ancak takınızı, ayar evine vermekle anlaşılır. Bu sayede ürünün tam olarak ne kadar gümüş içermiş olduğunu öğrenmiş oluruz.
Yine müthiş bir soru!
Gümüş yine bildiğimiz gümüştür. Fakat üzerine elektroliz yöntemi ile Rodaj çekilir. Bu kaplama işlemi sayesinde gümüş ayna gibi parlar, beyaz altında kullanılan işlemin birebir aynısı gümüş de de yapılır. Bu sayede taşlı ürünlerde özellikle taşın berraklığını ortaya çıkartır. Bu yüzden pırlanta mücevheratında en çok beyaz altın üzerine rodaj kaplama işlemi yapılır. Günümüzde bu yöntem gümüşe de uyarlanmıştır. Sadece taşın berraklığını ortaya çıkarmakla kalmayıp, aynı zamanda gümüşün kararmasını engelleyici bir etkisi vardır. Rengi daha platine yakındır. Böylelikle şıklık ve parıltıyı seven kişiler bu rodaj kaplama işlemini tercih etmektedirler.
Rodyum ve rodaj arasındaki fark nedir ?
Rodyum, değerli bir metal kaplama işleminde kullanılan elementtir.
Rodaj, bir kaplama işlemi (fiil) takının yüzeyine rodyum kaplama yapılma işlemidir.
Yine çok yerinde bir soru, ben bunu soran kişilere hemen şu soruyu yöneltirim ne parlatacaksınız ?
İnternette genellikle tek bir formül üzerinde cevap verilir, oysa işin kimyası farklıdır. Her ürünün farklı bir silme yöntemi vardır.
Kaç adet gümüş parlatacaksınız, ne yapmak istiyorsunuz ?
Dediğim gibi bunun tek yüzeysel bir cevabı yok, pek çok cevabı var, ve pek çok doğru var. İnternette bu kadar kafanızın karışma nedeni de bu çoklu doğruluk meselesidir.
Dilerseniz küçük bir kategorizizasyon yapalım:
1- Ev gümüşleri:
Bu ev gümüşlerini yani çanak, meyve tabakları, vazo, çatal kaşık gibi büyük ev aksesuarlarını, evde sadece parlatma işlemi yapabilirsiniz. Bunları asla ve asla cila yapamazsınız. Parlatma işlemini ise nalburlarda satılan vikaul yani maden cilasını alarak gerçekleştirebilirsiniz. Bu gümüşün üzerindeki birikmiş siyah oksiti tamamen temizler. Bu maden cilasını bir tutam pamuğa sürün ve daha sonra kirli bölgeyi sertçe ovalayın, yeterince ovalıktan sonra kuru bir bez de burayı tekrardan silin. Gümüşlerinizi parlatacaktır, ama asla cila etkisi beklemeyin.
2- Taşsız sade gümüşler:
Bunun için tek bir formül yok; pek çok formül var benim vereceğim formül ise herkesin evde kullanabileceği, yapabileceği bir tarif.
-50 veya 60 derece sıcak su
-Bir tatlı kaşık limonlu pril veya farklı bir marka sıvı sabun, (limonlu olursa daha iyi)
– bir tatlı kaşık karbonat
– bir cam kavanoz veya termos veya shaker
Kabın yarısını Sıcak suyla doldurun. Sıcak suyun içinde sıvı deterjanı ve karbonatı karıştırın, daha sonra gümüşlerinizi içine koyun kapağını kapatarak 5-10 dakika boyunca sert bir şekilde sallayın. Sallama işlemi bittikten sonra diş fırçası ile temizlemeye devam edin ve en son olarak fön makinesiyle sıcakla kurulayın, son olarak fönü soğuğa getirin 30 saniye soğukta kurulayın böylelikle eliniz yanmasın.
3- Taşlı ürünler:
Yine tek bir formülün olmadığı, pek çok formülün olduğu sizin aklınıza en çok hangisi yatarsa onu uygulayın
Gözlük silme bezine,
a- sigara külü
b- beyaz diş macunu
c- marketlerde veya internette satılan gümüş parlatıcısı
d- vikaul veya maden cilası
Sürerek taşsız bölgelere uygulayın, güzel bir şekilde silin , taşsız bölgeye uyguladıktan sonra taşın etrafını aynı bezle silmeye devam edin. Mümkün mertebe “doğal taşın” temas etmemesine özen gösterin. Bu söylediklerime zirkon ve cam taşlar geçerli değildir.
Ons (ounce) bir ağırlık birimidir. Yaklaşık 31.1 grama tekabül etmektedir. ABD ve İngiltere‘de kullanılan bir ölçü birimidir. II. Dünya savaşı sonrası ülkeler Bretton Woods Anlaşmasıyla, Temmuz 1944’te, ABD’nin New Hampshire eyaletindeki Bretton Woods kasabasında düzenlenen Birleşmiş Milletler Para ve Finans Konferansı (resmi adıyla “United Nations Monetary and Financial Conference”) sırasında imzalanan uluslararası para sistemini düzenlemeyi amaçlayan bir anlaşmadır. Bu anlaşma sonrasında modern küresel finans sistemi temellerini atmıştır. Doların küresel rezerv para birimi olmasının başlangıcıdır.
Küresel ekonomik entegrasyonun altyapısını oluşturmuştur.
Her ülke, parasının değerini ABD doları cinsinden sabitlemiştir.
ABD doları da altına sabitlenmiştir. ABD, elinde altın rezervi bulundurarak doların değerini garanti eder. Diğer ülkeler dolar biriktirip, bunu ABD’den altına çevirebilir. Bu sistem 1971’de çökmesine rağmen hâlen doların hakimiyeti sürmektedir. Zaten dananın kuyruğu buradan kopmaktadır. Günümüzdeki ticari çekişmelerin ana nedenlerinden biri de petrol, doğalgaz, altın, gümüş fiyatlarının hâlen dolara karşılık fiyatlanmasıdır.
Borsada o günkü kapanış fiyatlarına bakarak altının dolar olarak karşılığına bakılır.
Örnek: Altın o gün 3.500 dolar ile kapamış olsun.
3.500 / 31,1 = 112,5 dolar eder.
Yani 1 gram altın fiyatı 112,5 dolardır.
Bunu TL’ye çeviririz : 112,5 x 39 ( o günkü dolar -TL kuru) = 4387,5 TL bir gram altının fiyatının öğrenmiş oluruz.
Çok güzel bir soru. Ham altın doğada çıkarılmamış işlenmemiş rafine edilmemiş altın demektir. Bu altının içerisinde çeşitli taşlar ve içerikler olabilir. Bu daha sonra rafine edilerek, gerekli işlemlerden geçtikten sonra has altın haline dönüştürülür. Bu külçe şekline dönüştürülürken çok düşük oranda fire verir. 0,995 olarak işlenir.
Çok yerinde bir soru. Hayır kazıklanmadınız. Altın rafineride işlenirken ham altından has altına dönüştürülürken çok ufak bir seviyede değer kaybeder, yani gerçek anlamda 24 ayar eşittir, 1000 ayar elde etmek mümkün değildir. Rafineride siyanür kullanılarak, ham altın işlendiğinde içindeki pislikler temizlendiğinde binde 5 değer kaybeder. Bu da işin kimyası gereği olan bir şeydir. Çok iyi rafineriler bunu 0.999 saflıkla elde edebilir ama piyasada genellikle 0,995 derecede altın görürüz. Bu da has altına eşit olarak kabul edilir. Altın için anlattığım durum gümüş içinde de geçerlidir.
Levha veya teneke altın Kapalıçarşı’da sadekarlarin veya ustaların altını işlerken kullandıkları altın çeşididir. Bunun içine gümüş veya bakır madenler koyarak 22, 14, 18 altın takılar üretirler. Fiyatı külçe altına göre bir miktar ucuz olduğu için vatandaşlar da yatırımlarını son zamanlarda teneke veya levha altına yapmaktadırlar. Külçe altın ise daha fazla işçilik barındırdığı ve blok halinde satıldığı için levhaya göre bir miktar pahalı kalmaktadır. Ama külçe altın barkodlanmış olduğu için dünyanın her yerinde geçerlidir. Dünyanın herhangi bir kuyumcusunda bunu aynı değerde bozdurabilirsiniz. Levha veya teneke altın ise sadece Kapalıçarşı ve çevresindeki kuyumcularda değerlendirilmektedir. Herhangi bir sertifikası yoktur. Dünyada başka ülkeye gittiğinizde kuyumcu bunu almak istemeyebilir veya daha düşük değerden hesaplayabilir.
Bu tamamen hükümetin almış olduğu bazı ticari kararlar nedeniyle oluşmaktadır. Türkiye’de 2023 sonrası cari açığı kapatmak için altın ithalatına kota getirildi. Fakat iç piyasadaki altın talebi çok yüksek olduğu için piyasa talebi karşılayamaz hale geldi, yurt dışından sınırlı sayıda altın getirildiği için. Dolayısıyla bu da içeride fiziki altının fiyatını yükseltti. Eğer hükümet yeni bir karar alıp ithal altındaki kotayı kaldırırsa fiyat Dünya piyasalarıyla eşitlenebilir.
Aldığınız bileziğin içindeki sayı altının saflık derecesini belirtmektedir. Yani
24 ayar 1000 (%100) ise ;
22 ayar 916 ( %91,6 oranında saf altın)
18 ayar 750 ( %75 oranında saf altın)
14 ayar 585 ( %58,5 oranında saf altın)
10 ayar 416 (%41,6 oranında saf altın)
9 ayar 375 (% 37,5 oranında saf altın)
8 ayar 333 ( %33,3 oranında saf altın)
İçermektedir.
Çok yaygın bilinen bir yanlıştır. 8 ayarın rengi genellikle kırmızıya çalar yani bol miktarda ( %66,7) bakır içerdiği için 8 ayarın rengi kırmızı olarak bilinir. Halbuki renk, salt bir gösterge değildir. Önemli olan içeriğidir. Biz 8 ayar altın takı yaparken bakır yerine ,%66,7 oranında gümüş veya paladyum katarsak 8 ayar altını, beyaz renkte elde edebiliriz.
Bence, iki yanlışı üst üste yapmışsınız.
Katar’da en düşük ayar altın 18 ayardan başlar en yaygın olarak 21 ve 22 ayar kullanılır. Geleneksel kadınlar altını sarı renginde severler, beyaz altın sadece pırlanta takılarda kullanılır. Aldığınız takı setini satıcıya iade edip en azından 18 ayar sarı altınla değişim yapın.
Bunu kimse net olarak bilemez, sadece piyasanın gidişatını gözlemleyerek tahminlerde bulunur. Ama şu bir gerçek ki en güvenli yatırım aracı yüzyıllar boyunca altın olmuştur. Savaş, kriz ve kıtlık anlarında insanlar adeta altına hücum ederek altına olan talebi yükseltmiş ve altının fiyatını yukarı çıkarmışlardır. Günümüzde savaşlar yön değiştirmiş, ekonomik ve ticari olarak cereyan etmektedir. Yani altın sadece bir yatırım aracı değil, siyasi ve ticari manipülasyon aracı haline dönüşmüştür. Dünyaca ünlü çok büyük yatırım firmaları, siyasi krizleri fırsat haline getirerek altın üzerinden günlük al – sat yaparak fiyatı aşağı veya yukarı çekerek ticari rant sağlamaktadır ve zaman zaman altının fiyatını speküle etmektedirler. Siz siz olun altın alacaksanız bu tip spekülatif hareketlerden uzak durun ve uzun vadeli hareket edin.